Ekran Başında Uzun Saatler Geçirenler İçin: f.lux

Geçenlerde bir arkadaşımın bilgisayar ekranında bir şeyi incelerken, ekranının tuhaf bir renkte olduğunu söylediğimde, gerçek renginin olmadığı, gözlerinin sağlığı için bir uygulama kullandığını söyledi.

Gerçekten ekrana çok yakından da baksam ilginç bir şekilde rahatsız etmemişti. Bunun sırrı “f.lux” adlı programda gizliydi. Programı benimle paylaşmasını istedim ve eve gittiğimde kullanmaya başladım.

Genellikle geceleri bilgisayar başında olduğum için benim işime çok yaramıştı. Saatlerce, karanlık ortamda bilgisayar başında olmama rağmen gözlerimin yorulmadığının farkına vardım.

Bir süredir kullanıyorum ve yararlı programı sizlerle paylaşmaya karar verdim. Gözlerinizin sağlığını düşünüyorsanız bu programı kullanın ve kullandırtın.

Flu.x programı ile ilgili paylaşım hazırlayacakken, internette araştırdım ve türkçe olarak tek bir yerde paylaşımda bulunmuş. Benim için tanıdık bir siteydi ve çok güzel açıklayıcı şekilde paylaşmış. Daha da güzeli olamazdı diye, direkt oradan kopyalayıp sizinle paylaşacağım.

Paylaşımı hazırlayan site: http://sihirlielma.com 

Geceleri ekranlardan çıkan ışığın mavi tonlarda olduğunu hiç farkettiniz mi? TV, bilgisayar, cep telefonları ya da tabletlerin ekranlarından yüzümüze gelen ışıkta genellikle hafif bir mavilik vardır. Bu mavilik gün ışığında ekranın çok daha iyi görünmesini sağlıyorken, geceleri gözlerimizi yoran bir hale geliyor. Hele bir de geceleri uzun saatler ekran başında kalıyorsak, vah o gözlerimizin haline… Ancak f.lux adlı küçük bir uygulama bu konuda bize basit bir çözüm sunuyor.

f.lux ne işe yarıyor?

f.lux, günün saatine bağlı olarak ekranımızın “renk sıcaklığını” ayarlıyor. Böylece gözlerimizin daha az yorulmasınısağlıyor.

Nasıl yani?

f.lux’ın web sitesindeki tanımı ve örneği tam olarak paylaşmak gerekirse şöyle diyebiliriz:

Geceleri cep telefonu ile mesaj yazan kişilerin yüzlerindeki hafif ürkütücü mavimsi parlaklığı fark ettiniz mi?

Ya da sabah kalktığınızda aklınıza gelen parlak fikri yazmak için bilgisayarı ya da iPhone’unuzu açtığınızda ekranın parlaklığıdan dolayı rahatsız olduğunuz mu?

Gün içerisinde bilgisayarınızın ekranı iyi görünür. Çünkü ekranlar “güneş gibi” görülebilmesi için tasarlanmıştır. Ancak geceleri ise “güneş gibi” görünen bir şeye bakmamalısınız.

Biraz kafa karıştırıcı olsa da hepimizin yaşadığı ya da dikkatini çeken bir konu bu aslında. Ekranların parlaklığı ile alakalı olmayan, “renk sıcaklığı” ile ilgili bir konuda f.lux bir şeyler yapıyor.

Özetle, ekranımızın renklerini, odamızın içerisindeki renklerle uyumlu hale getiriyor.

f.lux aktiften (hafif turuncumsu bir ekran)

f.lux aktif değilken (hafif mavimsi bir ekran)

Başta biraz tuhaf gelse de, inanın gözler alışınca ekranın normal hali geceleri rahatsız eder hale geliyor.

“Renk Sıcaklığı” nedir?

Renk Sıcaklığı ile ilgili detaylara pek girmeyeceğim. Ancak özetle kendi anladığım kadarıyla şu bilgiyi paylaşmak yeterli olur sanırım:

Her ışık kaynağı, Kelvin cinsinden bir değeri olan renk sıcaklığına sahiptir. Örneğin:

  • yanan bir kibrit 1.700 Kelvin
  • mum 1.850 K
  • standart bir ampul 2.700 K civarında
  • ay ışığı 4.100 K
  • gün ışığı ise 5.500-6.000 K arasındadır.
  • Bilgisayar ekranları ise 6.500 K civarında bir renk sıcaklığı sunar.

Uzman olmadığım için bu konudaki bilgileri Wikipedia’daki “color temperature” yazısından aldım. Ancak eminim bu konularda uzman olan arkadaşlar daha iyi açıklayabilirler.

Peki f.lux ne yapıyor?

f.lux, bu değerleri dikkate alarak, gün içerisinde ekranımızın renk sıcaklığını otomatik olarak ayarlıyor. Yani gündüz saatlerinde daha parlak ve mavimsi bir ekrana sahipken, güneşin batması ve havanın kararmasıyla birlikte (evimizdeki ışıklandırmaya da uygun olarak) bize daha düşük Kelvin değerine, dolayısıyla turuncu tonlara sahip bir ekran sunuyor.

Bu da gözlerimizin daha az yorulmasını ve daha sağlıklı bir ekrana bakmamızı sağlıyor.

f.lux nasıl çalışıyor?

f.lux’ı indirmek için kendi web sitesindeki “Download f.lux” butonuna tıklıyor ve uygulamayı indiriyoruz.

Uygulamayı sürükleyip “Uygulamalar” klasörümüz içerisine bırakıyoruz ve çift tıklayarak çalıştırıyoruz.

Uygulama ilk çalıştığında konumumuzu kullanmak istiyor. Ve biz onay verdikten sonra konumumuzu tespit ederek güneşin batış saatine göre hemen bir ayarlama yapıyor.

Ekranımız bu aşamada turunculaşmaya başlıyor. İlk başta şaşıracağınızı ve belki de tuhaf karşılayacağınızı tahmin ediyorum. Çünkü uygulamayı ilk kullandığımda ben hiç beğenmemiştim.

Ancak bir süre bu şekilde kullandıktan sonra uygulamayı kapattığımızda gözlerimiz ekranın yeniden mavileşen rengine uyum sağlamakta zorlanıyor ve rahatsız oluyor.

Uygulamanın ayarları ya da tercihleri var mı?

Ufak da olsa uygulamanın bir tercih penceresi mevcut. Menü çubuğuna yerleşen uygulama ikonuna tıkladıktan sonra“Preferences”ı seçerek bu pencereye erişebiliyoruz. Burada uygulamanın geceleri ve gündüzleri ekranımızı hangi renk sıcaklığında tutacağını seçebiliyoruz.

Evde kullandığımız ışıklandırmanın renk sıcaklığına göre gece aydınlatmasının nasıl olacağını da yine menüden seçmek mümkün:

  • Candle (Mum)
  • Tungsten (Klasik, bildiğimiz telli ampul)
  • Halogen (Halojen lamba)
  • Fluorescent (floresan)
  • Daylight (Gün ışığı)

Ekranın parlaklığını düşürüyorum. Yine de f.lux’a ihtiyacım var mı?

f.lux’ın yaptığı şey parlaklık ile pek ilgili değil aslında. Bu yüzden yapılan işlem tam olarak aynı olmuyor. En güzeli ise, ücretsiz olan bu uygulamayı yükleyip en azından bir 10-15 dakika deneyip kararı kendiniz vermeniz…

f.lux gerçekten faydalı mı? Zararı var mı?

f.lux’ın işe yarayıp yaramadığına en iyi kullanan kişi karar verebilir aslında. Bazıları birkaç saatlik kullanımdan sonra geceleri normal ekrana bakmakta bile zorlanırken, bazıları ise gereksiz buluyor.

f.lux ise mavi ışığın uyku üzerinde negatif etki yarattığına dair akademik makalelerden oluşan bir sayfa ile neden başarılı olduğunu anlatıyor.

Yukarıda da söylediğim gibi, f.lux ilk başta biraz tuhaf gelse de, gözlerimiz alıştıktan sonra ekranın normal hali geceleri bizi rahatsız eder hale geliyor.

Renk konusunda hassas işlerle mi uğraşıyorsunuz? Aman dikkat!

Ancak elbette dikkatli olmakta fayda var. Eğer renkler konusunda hassas bir işiniz varsa, Photoshop ya da Pixelmatorgibi uygulamalarla haşır neşirseniz bu uygulama sizin hata yapmanıza sebep olabilir.

Bu yüzden en azından bu gibi uygulamalar ya da hassas işlerle uğraşacağımız zaman uygulamanın menü çubuğundaki ikonuna tıkladıktan sonra “Disable for an hour” (Bir saatliğine devre dışı bırak) seçeneğini seçmekte fayda var.

f.lux’ı denemeye karar verdim. Ücretli mi? Nereden indirebilirim?

f.lux tamamen ücretsiz, sadece birkaç MB’lık bir uygulama! :) f.lux’ı kendi web sitesinden kolayca tek tıklama ile indirebiliyor ve saniyeler içerisinde kullanmaya başlayabiliyoruz…

Bu yararlı programı güzel bir şekilde açıklayıp, paylaşan sihirlielma.com sitesine şahsım adına teşekkür ederim.

Kaynak: Sihirlielma.com

Kalp Krizi Geçiren Kişinin Yapacakları

Bir önceki paylaşımda, kalp krizi geçiren birine yapılacak müdahalelerden bahsetmiştik. Şimdi ise kendimiz bu durumda isek neler yapabileceğimiz hakkında bir paylaşım. Okumamızda ve paylaşmamızda fayda var.

Çok yorgunsunuz ve canınız da fena halde sıkkın. Birdenbire göğsünüzde,kolunuza ve çenenize doğru yayılmaya başlayan korkunç bir ağrı hissediyorsunuz. En yakın hastaneye sadece on dakikalık mesafeniz var ama hastaneye ulaşmayı başarıp başaramayacağınızdan bile emin değilsiniz.

Peki ne yapacaksınız?

Pek çok insan kalp krizi geçirdiği sırada tek başına oluyor, etrafta yardım edecek kimse bulunmuyor. Kalp atışları düzensizleşen ve kendisini bayılacakmış gibi hisseden birinin bilincini yitirmeden önce yalnızca 10 saniye kadar zamanı vardır.

Bu durumda ne yapmanız gerekir?

Paniğe kapılmadan üst üste kuvvetlice öksürmeye başlayın. Arabadaysanız arabanızı sağa çekin motoru durdurun dörtlüleri yakın arabanın arkasına geçip sırt üstü yere yatın eğer solunum yollarınızda bir sıkıntı yoksa ayaklarınızı arabanızın bagajına doğru yukarı kaldırın ve öksürmeye başlayın öksürmeden önce her seferinde derin bir nefes alın;
öksürükleriniz güçlü olsun, derinden gelsin ve uzun sürsün,tıpkı göğsünüzde birikmiş balgamı atmaya çalışır gibi öksürün. Her iki saniyede bir derin nefes alıp öksürün ve bunu yardım gelene dek yada kalp atışlarınız tekrar normale dönene dek sürekli yapın.


Sakın arabanızın içinde oturmayın bu esnada sizi gören insanlar yardım edeceklerdir derin nefes almak ciğerleri oksijenle doldurur. Öksürmek kalbe tazyik yapar ve kan dolaşımını rahatlatır. Kalbe uygulanan bu tazyik,kalbin normal ritmine dönmesini kolaylaştırır.

Bütün bunlar size, bilincinizi kaybetmeden önce hastaneye yetişecek zamanı tanır. Ayaklarınız yukarı doğru kaldırılmış olduğundan vücudunuzdaki bütün kan kalbe basınç yapacaktır. Bu pozisyonda yatmak kalbin normal çalışmaya düzenine geçmesine yardımcı olur bu konuda mümkün olduğunca çok kişiyi bilgilendirin.

Bu bilgi sayısız insanın hayatını kurtarabilir.

Asla, “benim başıma gelmez” diye düşünmeyin. Hayat tarzımızın epeyce değiştiği şu son yıllarda artık her yaşta insan kalp krizi geçiriyor.

Sevdiklerinizi bilgilendirmek için paylaşınız.

Kalp krizi anında neler yapılmalı?

Televizyonlardan bahsetmişken; bu aralar televizyonda çeşitli konularda kamu spotu izler olduk. Bunların kesinlikle çok faydalı olacağını düşünmekle birlikte devamının da olmasını temenni etmekteyim.

Kamu spotları genellikle insan sağlığı konuları üzerine yayınlanıyor. Malum sağlık en önemli unsur.

Bu tip kamu spotlarını ilgi ile takip etmekle birlikte, ilk yardım üzerine eğitim almayı ve sertifika edinmeyi göz ardı etmemeliyiz.

Mesleğim gereği ileri tıbbi ilk yardım sertifikalarına sahibim ve herkesin sahip olması gerektiğini düşünüyorum.

Düşünün… Yolda yürürken ya da toplu taşıma araçlarında birisi aniden yere yığılıyor ve sizin elinizden hiçbir şey gelmiyor ve resmen ölümüne tanık oluyorsunuz. Bu kişinin bir de yakınınız olduğunu düşünün. Bu tip durumlara müdahale etmek için eğitim ve sertifikalardan önce soğuk kanlı olmak da gerektiğini düşünüyorum. Buna sahip olmayan kişiler olaya müdahil olma konusunda tereddüt ederler. Fakat alacağımız eğitim bu soğuk kanlılığı da bize vermekte.

Konumuza gelecek olursak, çok yaygın olan ve günümüzün stresli çalışma şartlarında bizim için her an bir risk halinde olan kalp kiriz anında neler yapabiliriz. Acıbadem hastanesinin web sayfasında okuduğum kısa bir talimatla en azından bilgi edinebiliriz.

Kalp krizinin farkına varılmış ise ilk yapılacak şey hemen tam donanımlı bir ambulans ile mümkünse “Kalp Krizi Merkezi” olan bir hastaneye süratle ulaşmaktır. Ambulans beklenirken bir adet aspirin (160-300 mg dozunda ) alınmalı. Eğer kalp krizi hastada “ani kalp durmasına” yol açmış ise o zaman derhal suni solunum ve kalp masajı başlatılıp derhal ambulans çağrılmalıdır. Kalp krizi geçiren kişiler ambulans dışında bir taşıt ile (taksi,özel oto gibi) hastaneye taşınması, son derece tehlikeli ve başkalarının hayatı için de risk oluşturur.

Ayrıca kalp masajı eğitici videosunu da paylaşmakta fayda var. Video için:

Konu ile ilgili olarak tabii ki de “Hayatta Kal Derneği” nin çalışmaları bizler için oldukça faydalı olsa gerek.

Hayatta Kal Derneği ani kalp durmasını ve sonrasında neler yapmamız gerektiğini şu şekilde tanımlıyor:

Ani Kalp Durmasının Tanımı Nedir? 
Amerikan Ulusal Kalp Akciğer Kan Enstitüsü “ani kalp durmasını” kalbin aniden ve beklemedik bir şekilde atışının durduğu durum olarak tanımlamaktadır.
Daha sade bir ifade ile “sağlıklı gözüken bir kişi rahatsızlandıktan hemen sonra olduğu yere yığılır, bilincini kaybeder, iç çeker gibi nefes alır veya nefesi kesilmişse kalbi durmuştur” diyebiliriz.
Ani Kalp Durmasında ne yapmak gerekir?
Amerika ve Avrupa ülkelerinde toplum desteği ile 100 ani kalp durması vakasından 5-15 hasta tekrar hayata döndürülürken ülkemizde başarı oranı %1 civarındadır. Ani Kalp Durması durumunda 13 yaş ve üzerinde daha ilk saniyelerde temel yaşam kurtarma zincirine uyulmalıdır.
Temel Yaşam Kurtarma Zinciri beş halkadan oluşur. 
1. İlk halka ani kalp durmasının tanınarak 112 nin aranması ya da arattırılmasıdır.
2. İkinci halka hiç vakit kaybetmeden aralıksız kalp masajına (Temel Yaşam Desteği) başlamaktır.
3. Üçüncü halka ülkemizde yaygın olmayan otomatik kalp şok cihazlarıdır (OED).
4. Dördüncü halka ambulans hizmeti
5. Beşinci halka hastanedir.

Hayatta Kal Derneği’nin hazırladığı kamu spotu:

Kaynaklar:

1. http://hayattakal.org.tr/

2. http://www.acibadem.com.tr/

Turksat 4A’ya geçiş felaketi

Bildiğiniz üzere Türksat; 17 Eylül 2014 tarihini 18 Eylül 2014 tarihine bağlayan gece yarısı  televizyon ve radyo yayınlarının frekans değişikliklerini yaparak, yeni frekanslarıyla güncelledi.

Evinde koltuğuna uzanıp, uzaktan kumandasını eline alıp, televizyonu başında saatlerini keyifli bir şekilde geçiren yurdum insanının keyfini bozacak felaket geliyorum dedi. Kimi kendi imkanları ile geçiş yapmaya çalıştı, kimileri de; televizyon satıcısı, servisi ve tamircilerinde uzun kuyruklar oluşturdu.

Ben de böyle olacağını tahmin ettim ve hiç uğraşmadan bir hafta öncesinden Philips servisinden randevumu aldım. Ama gel gör ki adamcağız servise çıkmadan servisi kapatır ve aradan günler geçmesine rağmen bana gelmez. Sonrasında ararım ve bana çok yoğun olduklarını, kendi imkanlarım ile yapmaya çalışmamı söyledir. Ben de kendi uğraşlarım sonucu başarılı bir şekilde yeni uyduya geçtim fakat benim asıl problemim geçiş değil, kanal sıralaması idi. Sahip olduğum televizyonun uydu alıcısı kendi içinde olduğu için sıralama işi öyle kolay değildi. Tek tek kumanda ile taşımak, “taşıma su ile döndürülen değirmen misali” idi. Bu durumu servise anlatmaya çalışsam da yapacak bir şey olmadığını söyledi.

Ben de, yerli yabancı forum sitelerinden ve çeşitli bir çok yerden araştırmalar yaptım. Philips Channel Editor (Philips Kanal Düzenleyici) adında bilgisayar programı olduğunu ve bu program ile kanal sıralaması vb. işlerin kolaylıkla yapılabildiğini öğrendim. Bu arada Philips müşteri hizmetleri benim mail adresime; isteğim üzerine hazır kanal listesi attı. Onu TV’ye aktardık ama “başarısız” dedi. Ayrıca Philips Channel Editor programında da açmıyordu. Derken internetten bulduğum kanal listesini bu “Philips Channel Editor” programında açtım, düzenledim derken, bu listeyi aldı fakat daha beter karıştı. Velhasıl durumdan illet oldum. Bunun sebepleri TV böyle bir uygulamayı desteklemiyor ya da versiyon uyuşmuyordu.

Konu ile alakasız ama, yeni aldığım Samsung klimayı eve taktırırken, bu muhabbet açıldı ve Samsung’un klima servisi benim TV’me çare bulmaya çalıştı. Herkes seferber oldu ama nafile.

Bir işi becerememenin verdiği kötü psikoloji ile sinirlerim bozulmuştu resmen. Bir çok yol denedik olmadı. Tek yol kanalları kumanda ile birer birer taşımaktı ve bu inanılmaz zor bir yöntemdi. Harici uydu alıcılarında gayet basit fakat dahililerde çok zor.

Sahip olduğum TV modeli Philips’in 46PFL3807K/02. Yani Philips’in lanet olası 3000 serisi. Öğrendim ki; 46PFL3807K serileri TP-Vision (MTK) üretimi olduğundan Philips kanal editorü bu TV’de kullanılamaz. (3000 seriler Philips’in TPV firmasına satmış olduğu TV grubu.) 3000 serilerine kanal ayarları ve sıralama isteniyorsa, TV üzerinden elle yapılabiliyor.

Sonuçta editör programla da boşu boşuna uğraşmışız.

Çare olarak kumanda ile taşıdım. Tarif edecek olursak:

Öncelikle kurulu LNB’nizi kaldırın. Tüm kanallar silinsin ve sonra kanalları tek tek kurun. Türksat’ın otomatik kurulumunu yaparsanız fuzuli bir sürü kanal A’dan Z’ye sıralanacak ve işiniz zorlaşacak. Bu yüzden tek tek kurdum ve kanal sıralama işlemlerim daha basit oldu. Sonuçta iki saatimi aldı ama kurtuldum. Şimdi ise bilgisayar programından ayar yapılamayan bu lanet 3000 serisinin, kendi yaptığım kanal listesini internette sevabına paylaşmaya karar verdim. Lazım olan için, Philips Channel Editor’u de paylaşacağım.

Philips 46PFL3807K/02 (3000 Serisi) TV’ler için hazır kanal listesi—> tıklayın.

Linkteki “Repair.zip” dosyasını zipten çıkarın ve sadece “Repair” klasörünü Philips Channel Editor’de açın.

Philips Channel Editor programını indirmek için—> tıklayın

Listeyi programda açtıktan sonra istediğiniz düzenlemeleri yapıp “save” dedikten sonra usb’nizi tv’ye takın ve kumandanızın home tuşuna basın. “Kurulum/ Uydu ayarları/ Kanal kurulumu/ Kanal liste kopyala/ TV’ye kopyala”yı seçin ve bu şekilde yüklemeyi yapın. Unutmayın 3000 serisi için geçerli değil bu. 4000 ve üzeri. Bu şekilde olması lazım. Olmazsa da temiz bir USB’yi TV’ye takın, Türksat’ın otomatik kanal listesini yine aynı yolu izleyerek bu sefer “usb’ye kopyala” seçeneğini seçip. TV’nin USB’nize “Repair” klasörü oluşturduğunu ve içerisinde uzantısı .”bin” olan bir dosyayı göreceksiniz. TV’nizin attığı bu listeyi Philips Channel Editor’de açmayı deneyin.

Bu kadar anlattık ettik. Sanırsınız ki ben çok TV seyreden bir insanım. Hiç de öyle değilim. Bunların hepsi, tipik yurdum insanı gibi olan ev halkı içindi.

Mutluluğun Peşinden Gitmek

Resim

500 kişi bir seminerdeydi.

Birden konuşmacı durdu ve bir grup çalışması yapmaya karar verdi.

Herkese bir balon vererek başladı.

Herkes gazlı kalemle balonuna adını yazmalıydı.

Sonra bütün balonlar toplandı ve bir odaya kapatıldı.

Katılımcılar odaya alındı ve 5 dakika içinde üzerine isimlerini yazdıkları balonu bulmaları söylendi.

Herkes deli gibi kendi adını aramaya başladı, insanlar çarpıştılar, bir birlerini ittirdiler, tamamen bir kaos ortamı oluştu.

5 dakikanın sonunda kimse kendi balonunu bulamamıştı. 


Konuşmacı bu sefer herkesin bir balon almasını ve üzerinde adı yazan kişiye o balonu vermesini söyledi.

Bir kaç dakika içinde herkes kendi balonuna kavuşmuştu.

Konuşmacı dedi ki: “Yaşamımızda bunu görüyoruz. Herkes deli gibi mutluluğu arıyor ve nerede olduğunu bilmiyor. Bizim mutluluğumuz başkalarının mutluluğunda gizlidir. Onlara mutluluk verin; sizinki size gelir. Ve insanların yaşam amacı da budur…mutluluğun peşinden gitmek.”

 

İnsan güzelliğin resmidir.

İnsan güzelliğin resmidir.

Artvin’de bir yaylacı anamızın ineği epeyce uzaklarda doğurmuş.

O kadar yolu yürüyemez yavru, anadır halden anlar; çocuğunu taşıdığı şefkatle sırtlar yeni doğan buzağıyı.

İki ana düşer yollara birlikte.

Biri sırtında şefkat taşır.

Diğeri gözlerinde minnet.

Değişim

Eskiden gazete sayfalarının sadece en arka tarafında ki spor kısmını okuyup diğer tarafına hiç  bakmamak. Şimdi ise tam tersi bir durum olan, son sayfalarına bakmamak kadar enteresandır bazı şeylerin değişimi.

Ama benim bir sözüm vardır. ” Değişim gelişimdir” diye. Benim için çoğu zaman da öyle olmuştur.

Her değişim, karşı tarafça ilginç karşılansa da sonrasında alışılıyor.

Bu alışma sürecini zaten hem kendimiz, hem de karşı taraf yaşıyor.

Değişim gerçekten olumlu ise, gelişim oluyor.

En güzeli de bu zaten.

Önce karar vermek, sonra uygulamak, sonra alışmak.

Ne demiş yazar, “alışmak sevmekten daha zor geliyor”

Burada en zor olanı alışmak zaten.

Ama, alışmaya da alışmamız lazım.

Sonuç olarak, değişimin destekçisiyim.

Her konuda… Fikir, fizik, ideoloji, misyon, vizyon.